1 Haziran 2017 Perşembe

Uzun zaman sonra ilk defa delirircesine düşünmeye başladım.
Dalıp gitmelerim, hayal kurmalarım, geçmişim, geleceğim(!) tek tek noktasına kadar her şeyi düşünüyorum.
Biraz daha düşünmeye niyetim vardı ki bundan iki gün önce senden, benden, onlardan, herkesten kaçıp gitmek istedim.
Yapmadım sanmayın, yaptım.. Çok iyi oldu çok da güzel..
Telefonumu kapatıp sabah 9’da trene atlayıp Ödemiş’e gittim.
Yalnız bu kaçış anneme sinirlenip anneanneme gidiş gibi değildi ya da yemek yemiyorum diye sofradan kalkıp kendimi odaya kapattığım gibi de değil.
Kendimi 22 yaşımda fark etmemin kaçışıydı.
Gözlerimin ara ara dolduğunu fark ettim.
Hay babasını satayım üzülüyorum kendime be!
Çok takıntılıyım, sonra..
Sonra hemen her şeyin anında olmasını istiyorum, kuruyorum, yıkıyorum, onarıyorum, sonrası tekrar yıkım.
Ben Ezgiyim severim kendi içimde atraksiyon oluşturmayı, fırtınalarımla kendimi yok edip sonra baharı getirmeyi.
He bir de şey, bazen duruyorum boş boş bakıyorum insanlara.
Biraz onun derdi, biraz şunun güzelliği, biraz yanımdakinin aklı derken eve gelene kadar da yol bitiyor.
Bitsin bitsin, bitmezse bana sıkıntı.
Vücudum alması gerekenden fazla her şeyi alınca şişkinlik yapıyor.
Her neyse, ben buraya ne yazacaktım şimdi ne yazdım.
Yine babasını satarak devam ediyorum.
Sıkıldım biri kurtarsın beni diye çığlık atıyorum kimse duymuyor.
Sakin olun ben içimden bağırıyorum, sesim henüz size ulaşamadı.
Ben de kendime ulaşamıyorum, toz oluyorum, yok oluyorum, bir yerlerde kayboluyorum.

Beni bulabilene minnetle, sevgiyle ve duayla...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder