Uzun zaman sonra ilk defa delirircesine
düşünmeye başladım.
Dalıp gitmelerim, hayal kurmalarım,
geçmişim, geleceğim(!) tek tek noktasına kadar her şeyi düşünüyorum.
Biraz daha düşünmeye niyetim vardı ki
bundan iki gün önce senden, benden, onlardan, herkesten kaçıp gitmek istedim.
Yapmadım sanmayın, yaptım.. Çok iyi oldu
çok da güzel..
Telefonumu kapatıp sabah 9’da trene
atlayıp Ödemiş’e gittim.
Yalnız bu kaçış anneme sinirlenip
anneanneme gidiş gibi değildi ya da yemek yemiyorum diye sofradan kalkıp
kendimi odaya kapattığım gibi de değil.
Kendimi 22 yaşımda fark etmemin
kaçışıydı.
Gözlerimin ara ara dolduğunu fark ettim.
Hay babasını satayım üzülüyorum kendime
be!
Çok takıntılıyım, sonra..
Sonra hemen her şeyin anında olmasını
istiyorum, kuruyorum, yıkıyorum, onarıyorum, sonrası tekrar yıkım.
Ben Ezgiyim severim kendi içimde
atraksiyon oluşturmayı, fırtınalarımla kendimi yok edip sonra baharı getirmeyi.
He bir de şey, bazen duruyorum boş boş
bakıyorum insanlara.
Biraz onun derdi, biraz şunun güzelliği,
biraz yanımdakinin aklı derken eve gelene kadar da yol bitiyor.
Bitsin bitsin, bitmezse bana sıkıntı.
Vücudum alması gerekenden fazla her şeyi
alınca şişkinlik yapıyor.
Her neyse, ben buraya ne yazacaktım şimdi
ne yazdım.
Yine babasını satarak devam ediyorum.
Sıkıldım biri kurtarsın beni diye çığlık
atıyorum kimse duymuyor.
Sakin olun ben içimden bağırıyorum, sesim
henüz size ulaşamadı.
Ben de kendime ulaşamıyorum, toz oluyorum, yok
oluyorum, bir yerlerde kayboluyorum.
Beni bulabilene minnetle, sevgiyle ve
duayla...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder